| 17 C |
| 17 C |
| 16 C |

‘Sivil’ deyince alışkanlık bu ya (ya da alıştırıldığımız için) hemen aklımıza ‘asker’ gelir. Asker –sivil denklemi üzerinde analizler başlar. Oysa ‘sivil’ kelimesi tarih boyunca hiçbir zaman ‘asker’ ile ilintili ve/veya karşıtlık içinde kullanılmamıştır.
Sivil kelimesi geçirdiği tüm evreler de ‘halk’ ile ‘devlet’ arasındaki etkileşimin niteliğine ve formatına göre anlam ve işlev kazanmıştır. Hatta halkın kendisi anlamında da kullanılan ‘sivil’ kelimesi halkın aktif yönettiği ‘devlet’ içinde kullanılmıştır.
Devletin zamanla kendine bağımsız alan oluşturup devasa sistemlere dönüşünce ve bir anlamda halkın kontrolünden çıkıp bir halk-devlet alan farkına çevrilince; halklar ısrarla ‘sivil’ kelimesine sahip çıkmışlardır ve sivil alan diye devlet ile aralarında ‘tampon’ görevi görecek üçüncü bir var oluş alanı oluşturmuşlardır. Hatta gün gelmiş toplum devlet merkezli değil bu sivil alan merkezli yapılansın diye ‘sivil toplum’ modeli geliştirilmiştir.
Günümüzde halk-devlet-sivil alan üçgeninde ön plana çıkan anahtar ‘uzlaşma’ kulvarı siyasal dilde ‘yerel ve yerinden yönetim’in güçlendirilmesi olmuştur. Yerelleşme ile sivilleşme arasında direkt anlam ve işlev örtüşmesi dillendirilmiştir.
Çok ilginçtir ki yerel yönetimlerin güçlendirilmesi çok dillendirilmiş, sivil anayasa tanımı bile yerel ve yerinden yönetimi özgül ağırlık olarak ön plana çıkarmış; ancak bu sürecin en önemli kaynağı ve desteği olacak olan ‘yerel medya’ yok sayılabilmiştir.
Güçlü bir yerel yönetimin ancak güçlü bir yerel medya ile mümkün olabileceği nedense göz ardı edilmiştir.
Oysa halkın sivil alana ilişkin ifade biçimleri ancak yerel medya ile güçlenebilir. Yerel yönetim modelleri ancak yerel medya aracılığıyla iletişim ağları oluşturup birlikte yönetmeyi etkinleştirebilir.
Seçim sonrası temposu artan ‘sivil anayasa’ talebi ilk elden asker vesayetini ortadan kaldıran; askerlerin anayasası olan 12 eylül anayasasının değiştirilmesi ağrışımı yapıyor. Oysa bu sivil anayasa olma özelliğinin sadece bir yönüdür. Nitekim AB müzakereleri kapsamında yapılan birçok değişiklik gerçekte sivil anayasa olma açısından atılan ilk adımlar hükmündedir.
Sivil anayasa kapsamı içinde ‘yerel yönetimler/yerinden yönetim modeli’ tartışmasız en önemli konudur. Öyleyse ‘yerel medya’nın konumu, işlevi sivil anayasanın ‘sivilleşmesi’nin ölçütlerindendir. Hem yasal anlamda hem de sivil anayasanın halkla bilinçli bir iletişim içinde varlığını koruması bağlamında temel unsurlardandır.
Ulusal medyanın rolü etrafında yapılan tartışmalar ve önemine atıf yapan dillendirişler; yerel yönetimlerin güçlendirilmesi noktasında yerel medyayı ön plana çıkarması gerekirken; maalesef unutulmaktadır.
Unutmayalım ki, yerel medya yoksa yerel yönetim yoktur; yerelleşme zayıfsa; sivilleşme yavaştır. Sivilleşmesi zayıf olan toplumda askeri darbeler ve asker vesayetine dayalı düzenler olması kaçınılmazdır.
Ebru KAYABAŞOĞLU
EDİTÖR
| |
ÇOK YAKINDA......! | 30-Ekim-2011 - Pazar - 02:05:58 |
| |
SİVİL ANAYASA ve YEREL RADYOLAR | 01-Kasım-2011 - Salı - 18:44:55 |
| Takımlar | O | G | B | M | Av | P |