Son yıllarda ailelerin dağılmasına, ekonomik yıkımlara ve hatta intiharlara yol açtığı belirtilen sanal bahis ve kumar faaliyetleriyle ilgili Diyanet’ten önemli uyarılar geldi. Dijitalleşmenin etkisiyle her yaş grubunun risk altında olduğunu belirten yetkililer, özellikle gençlerin bu içeriklere daha savunmasız olduğunu ifade etti. Yapılan araştırmalar, gençlerin büyük bölümünün şans oyunları ve bahis içeriklerine maruz kaldığını ortaya koyuyor.Sanal Bahis Yoluyla Elde Edilen Kazanç Haramdır
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi İhsan Çapcıoğlu, İslam’da meşru kazancın emekle elde edilmesi gerektiğini belirterek, sanal bahis ve kumar yoluyla sağlanan gelirin haram olduğunu söyledi. Haksız kazancın dinen yasaklandığını vurgulayan Çapcıoğlu, kumarın doğası gereği bir tarafın kaybına dayandığını ifade etti.Toplumsal ve Ekonomik Mağduriyet
Kumar ve sanal bahis ortamlarında bir taraf kazanırken diğer tarafın kaybettiğini belirten Çapcıoğlu, bunun her durumda mağduriyet doğurduğunu dile getirdi. Bu tür faaliyetlerin bireyin akıl ve ruh sağlığını olumsuz etkilediğini, aile yapısını zayıflattığını ve ekonomik çöküşlere neden olabildiğini söyledi. Bağımlılık riskinin her geçen gün arttığına dikkat çekildi.Dijitalleşme ve Gençler Üzerindeki Risk
Gerçek dünya ile dijital dünya arasındaki sınırların giderek belirsizleştiğini belirten yetkililer, ticari kaygılarla hazırlanan içeriklerin gençleri hedef aldığını ifade etti. Sanal bahis içeriklerinin sosyal medya ve dijital platformlarda yaygınlaşması, şans oyunları alışkanlığını artırıyor.Bağımlılıkla Mücadelede Ortak Sorumluluk
Sanal bahis bağımlılığının Dünya Sağlık Örgütü tarafından davranışsal bağımlılık olarak tanımlandığını belirten Çapcıoğlu, bu durumun bireyin hayatını sağlıklı sürdürmesine ciddi engel oluşturduğunu söyledi. Diyanet’in vaaz ve hutbelerde konuyu gündeme taşıdığı, medya ve sosyal platformlarda bilinçlendirme çalışmaları yürüttüğü aktarıldı. Ayrıca Yeşilay ile iş birliği yapıldığı belirtildi.Yetkililer, sanal bahis ve kumar ile mücadelenin yalnızca bireysel değil, kamudan özel sektöre kadar tüm kesimlerin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayarak toplumsal farkındalığın artırılması çağrısında bulundu.