Dünyada açlık ve kaynak israfı arasındaki uçurum giderek büyürken, uzmanlar bu sorunun yalnızca bireysel değil küresel bir kriz haline geldiğini belirtiyor. gıda israfı konusu, ekonomik ve çevresel etkileriyle her geçen gün daha kritik bir hal alıyor.Gıda İsrafı ve Açlık Arasındaki Büyük Çelişki
Kaan Sidar, Birleşmiş Milletler verilerine göre her gün 25 bin çocuğun açlık nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek, buna rağmen milyonlarca ton gıdanın çöpe gitmesinin insanlık açısından büyük bir sorun olduğunu ifade etti. açlık sorunu derinleşirken, kaynakların verimsiz kullanımı bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor.Türkiye’de Gıda İsrafı Verileri
Türkiye’de her yıl yaklaşık 8,7 milyon ton gıdanın israf edildiğini belirten Sidar, bu durumun üretimden tüketime kadar tüm zincirin daha dikkatli yönetilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu söyledi. İsraf edilen her ürünün aynı zamanda su ve enerji gibi doğal kaynakların da boşa harcanması anlamına geldiğini vurguladı. gıda israfı bu yönüyle çevresel baskıyı da artırıyor.En Büyük İsraf Hanelerde
Yapılan araştırmalara göre gıda israfının yüzde 60’ının hanelerde gerçekleştiğini belirten Sidar, yüzde 28’inin hizmet sektöründe, yüzde 12’sinin ise perakende sektöründe oluştuğunu ifade etti. Planlı alışveriş, doğru saklama ve porsiyon kontrolü gibi basit önlemlerle gıda israfının önemli ölçüde azaltılabileceği belirtildi.Sıfır Atık ve Küresel Adımlar
Sidar, Türkiye’de yürütülen Sıfır Atık Projesi’nin uluslararası alanda örnek gösterildiğini belirterek, Antalya’da düzenlenecek COP31 sürecinin de çevre politikaları açısından önemli bir eşik olacağını söyledi. Ayrıca Fransa’da uygulanan Garot Yasası gibi düzenlemelerin de sıfır atık konusunda başarılı örnekler sunduğunu ifade etti.Eğitim ve Bilinç Vurgusu
Gıda zincirinin her aşamasında eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının artırılması gerektiğini vurgulayan Sidar, özellikle soğuk zincir yönetimi ve doğru saklama koşullarının kayıpları azaltmada kritik rol oynadığını söyledi. Uzmanlara göre gıda israfı ile mücadele, sürdürülebilir bir gelecek için kaçınılmaz bir zorunluluk olarak öne çıkıyor.