İMSİFED, yeni dönem Yönetim Kurulu Toplantısı’nda gayrimenkul sektörünü yakından ilgilendiren “Gayrimenkul Satışlarında Değer Beyanı ve Tapu Harç Oranları” konusunu gündeme aldı. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda, mevcut sistemin sektöre, kamu maliyesine ve yatırım ortamına etkileri masaya yatırıldı.
Şeref Demir: Tapu İşlemlerinde Gerçek Bedel Beyanı Şart
İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, gayrimenkul işlemlerinde şeffaflık ve güvenin temel belirleyici olduğunu vurguladı. Demir, tapu işlemlerinde gerçek satış bedelinin beyan edilmesinin yalnızca bir vergi meselesi değil, ekonomik istikrar açısından da kritik bir konu olduğunu belirtti.Yüzde 4 Tapu Harcı İşlem Yükünü Artırıyor
Türkiye’de alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı yüzde 2 olmak üzere toplam yüzde 4 olarak uygulanan tapu harcı, özellikle yüksek değerli satışlarda ciddi mali yük oluşturuyor. Başkan Demir, 10 milyon TL’lik bir satışta tapu harcının 400 bin TL’ye ulaştığını, bu durumun taraflar üzerinde önemli finansal baskı yarattığını belirtti. OECD ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye’de tapu harcının yüksek olduğunu ifade etti.Yüksek tapu harçlarının düşük beyan eğilimini tetikleyebileceğini belirten Şeref Demir, bunun kamu gelir kaybı riskine, banka ekspertiz değerleri ile tapu kayıtları arasındaki uyumsuzluğa ve sektörde haksız rekabete yol açabileceğini söyledi. Gerçeği yansıtmayan işlem bedelleri, piyasa verilerinin sağlıklı oluşmasını engelliyor ve belirsizlik yaratıyor.Enflasyon Muhasebesi ve Sektör Gerçekliği
Demir, inşaat sektörünün yıllara yayılan projelerle çalıştığını hatırlatarak enflasyon muhasebesinin önemine değindi. Uygulamanın kaldırılmasının muhasebe kayıtlarında gerçekçi olmayan kâr görünümü ve ek vergi yüküne yol açabileceğini belirtti. Bu durumun firmaları satış bedellerini düşük göstermeye yönlendirebileceğini söyledi.Dengeli ve Teşvik Edici Model Önerisi
İMSİFED, tapu harcı oranlarının makul seviyelere çekilmesi ve enflasyon muhasebesinin sektörel gerçekliği yansıtacak şekilde kalıcı uygulanmasının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Şeref Demir, “Şeffaflığın arttığı ve reel maliyetlerin esas alındığı bir yapı, devletin gelir güvenliğini güçlendirir, yatırım ortamını iyileştirir ve vatandaşın mali risklerini azaltır” dedi.