Bursa Uludağ Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen konferans, akademi dünyası ile kamu yönetimini bir araya getirdi. Programda hem Türkiye’nin küresel gelişmelerdeki rolü hem de uluslararası sistemde adalet arayışının geleceği kapsamlı şekilde ele alındı.Salonun büyük bölümünü dolduran öğrenciler, konuşmaları dikkatle takip ederken, Bursa protokolünden çok sayıda ismin de etkinliğe katıldığı görüldü.



Kurtulmuş: “Dünyanın yeni bir adalet mimarisine ihtiyacı var”
Konferansta konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, üniversite ortamlarında bulunmanın kendisi için her zaman özel bir anlam taşıdığını belirterek sözlerine başladı. Bursa’nın tarihî ve kültürel önemine dikkat çeken Kurtulmuş, şehrin aynı zamanda güçlü ekonomik ve akademik kapasitesiyle Türkiye’nin önde gelen merkezlerinden biri olduğunu vurguladı.Konuşmasının ana temasını “küresel adalet” üzerine kuran Kurtulmuş, dünyada gelir eşitsizliğinin derinleştiğine, zengin ile yoksul arasındaki uçurumun arttığına dikkat çekti. Küresel ekonomik sistemin yapısal sorunlar taşıdığını ifade eden Kurtulmuş, kontrolsüz finansal düzenin serveti küçük bir azınlıkta topladığını dile getirdi.Uluslararası kurumlara da değinen Kurtulmuş, mevcut küresel yapıların adalet üretmekte yetersiz kaldığını savunarak, “Daha adil, daha dengeli ve insanlığın tamamını gözeten yeni bir ekonomik ve siyasi mimariye ihtiyaç vardır” değerlendirmesinde bulundu.Filistin ve Gazze’de yaşananlara da dikkat çeken Kurtulmuş, uluslararası sistemin bu süreçte etkisiz kaldığını belirterek küresel vicdanın önemine vurgu yaptı. Türkiye’nin ise “dünya beşten büyüktür” yaklaşımıyla küresel adalet arayışında daha görünür bir rol üstlendiğini ifade etti.
Vali Ayyıldız: “Güçlünün değil, haklının yanında duran bir dünya”
Programda söz alan Bursa Valisi Erol Ayyıldız ise günümüz dünyasında eşitsizliklerin ve krizlerin derinleştiğine dikkat çekti. Özellikle Gazze ve Filistin’de yaşanan insani dramın altını çizen Ayyıldız, adalet kavramının her zamankinden daha önemli hâle geldiğini söyledi.Ayyıldız, gençlere seslenerek olaylara geniş bir perspektiften bakabilen, hakkaniyet ilkesini merkeze alan bireyler olmaları gerektiğini ifade etti. Küresel adaletin yalnızca devletlerin değil, toplumların ve bireylerin de sorumluluğu olduğunu vurguladı.








