Yunanistan polisi, protesto gösterilerinde “orantısız güç kullanımı” iddialarıyla yeniden gündemde. Uluslararası Af Örgütü tarafından yayımlanan raporda, güvenlik güçlerinin barışçıl protestolara müdahalelerinde gereksiz ve aşırı güç kullandığı öne sürüldü.Atina merkezli açıklamada, raporun iki yıllık kapsamlı bir inceleme sürecinin ardından hazırlandığı belirtilirken; protestolar, video kayıtları ve çok sayıda tanık ifadesinin değerlendirildiği aktarıldı.
İki Yıllık İnceleme ve Görüntü Analizi
Uluslararası Af Örgütü, raporun hazırlanması sürecinde protestocular, gazeteciler ve hukukçularla görüşmeler yapıldığını, ayrıca çok sayıda görüntü kaydının analiz edildiğini açıkladı.Çalışmanın, Yunanistan’daki protesto ortamını sistematik biçimde ele aldığı ve farklı dönemlerde gerçekleşen çok sayıda gösteriyi mercek altına aldığı belirtildi.“Aşırı ve Gereksiz Güç Kullanımı” İddiası
Raporda, Yunan polisinin sık sık barışçıl gösterilere müdahale ettiği ve bu süreçlerde gereksiz güç kullanımına başvurduğu ifade edildi.Uluslararası Af Örgütü, söz konusu müdahalelerin yalnızca fiziksel yaralanmalara değil, aynı zamanda psikolojik travmalara da yol açtığını vurguladı.Gazeteciler de Müdahalelerden Etkilendi
Raporda yalnızca protestocuların değil, olayları takip eden gazetecilerin de polis müdahalelerinden etkilendiği belirtildi. Barışçıl toplanma hakkının hem yasal düzeyde hem de uygulamada ihlal edildiği savunuldu.Kuruluş, bu durumun ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü açısından ciddi endişeler doğurduğunu kaydetti.“Keyfi Gözaltılar ve Hukuka Aykırı Uygulamalar”
Uluslararası Af Örgütü Avrupa Bölge Araştırmacısı Kondylia Gogou, Yunanistan’da barışçıl toplanma hakkının ihlal edildiğini ifade etti.Gogou, protestocuların keyfi şekilde gözaltına alındığını, çeşitli suçlamalarla karşı karşıya bırakıldığını ve polisin orantısız güç kullandığını öne sürdü.Demokrasi ve Temel Haklar Tartışması Yeniden Gündemde
Af Örgütü’nün raporu, Yunanistan’da son yıllarda artan protesto hareketleri ile güvenlik güçlerinin müdahale yöntemleri arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı.Uzmanlar, temel hak ve özgürlüklerin korunması ile kamu düzeni arasındaki dengenin daha şeffaf ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğine dikkat çekiyor.