"İnegöl, yalnızca Bursa’nın bir ilçesi değil"; sanayisiyle, mobilyasıyla, tarımıyla ve hızla büyüyen nüfusuyla Türkiye’nin dikkat çeken kentlerinden biri. Ancak büyüyen her şehir gibi İnegöl’ün de giderek derinleşen sorunları ve çözüm bekleyen talepleri var. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban'ın ikinci dönemininin yarısına gelmesine rağmen yapılan yatırımlar, sosyal projeler ve dijital belediyecilik adımları belirli kesimler tarafından olumlu değerlendirilirken, halkın günlük yaşamında karşılık bulmasını beklediği temel meseleler hâlâ gündemdeki yerini koruyor.
Daha doğrusu, 2017 yılında İnegöl Belediye Başkanlığı koltuğundan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna Alinur Aktaş'ın atanması sonrası geçen yaklaşık 10 yıllık sürede vatandaşın sorunlarının çözümü noktasında AK Belediyeciliğin ilçede sorgulandığı uzun bir dönemde Alper Taban'ı İnegöl Belediye Başkanı olarak görmekteyiz.
Bugün İnegöl sokaklarında vatandaşın en çok konuştuğu başlıkların başında "trafik" geliyor. Özellikle şehir merkezindeki yoğunluk, plansız park sorunu ve alternatif ulaşım yollarının yetersizliği artık geçici değil, kalıcı bir problem hâline dönüşmüş durumda. Sabah işe giden bir esnaf da, çocuğunu okula yetiştirmeye çalışan bir veli de aynı soruyu soruyor: “Bu şehir büyüyor ama yollar neden aynı kalıyor?”
Bir diğer önemli konu ise altyapı ve şehirleşme dengesi. Yeni yapılaşmalar hız kazanırken bazı mahallelerde altyapının aynı hızda gelişmediği yönünde ciddi eleştiriler bulunuyor. Yağış sonrası oluşan su baskınları, bozuk yollar ve düzensiz kaldırımlar özellikle kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşların ortak şikâyeti hâline gelmiş durumda. "Modern şehircilik" yalnızca bina yapmak değil, yaşam kalitesini bütüncül şekilde artırabilmektir.
İnegöl’ün en büyük ekonomik gücü olan mobilya sektörü de yerel yönetimlerden daha güçlü destek bekliyor. Üretici, artan maliyetler ve ekonomik daralma nedeniyle zor günlerden geçerken, fuar organizasyonları, lojistik destekler ve uluslararası tanıtım konusunda daha agresif adımlar talep ediyor. Çünkü "İnegöl" markası yalnızca sanayicinin değil, tüm şehrin ortak değeridir.
Gençlerin beklentileri ise başka bir başlık açıyor. Sosyal yaşam alanları, kültürel etkinlikler, spor tesisleri ve istihdam projeleri konusunda daha kapsayıcı çalışmalar isteniyor. Özellikle üniversite gençliği ve yeni mezunlar, İnegöl’ün yalnızca çalışılan değil, yaşanılan bir şehir olması gerektiğini savunuyor. Birçok genç, sosyal hayatın sınırlı olduğunu ve büyükşehirlere yönelme eğiliminin arttığını ifade ediyor.
Öte yandan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın vatandaş buluşmaları, dijital geri bildirim sistemleri ve mahalle odaklı ziyaretleri yerel yönetim adına önemli bir iletişim modeli olarak görülüyor. Ancak günümüz belediyeciliğinde iletişim kadar sonuç da önem taşıyor. Vatandaş artık sadece dinlenmek değil, sorunlarının somut biçimde çözüldüğünü görmek istiyor.
İnegöl’ün önünde aslında büyük bir fırsat bulunuyor. Güçlü ekonomisi, genç nüfusu ve üretim kapasitesiyle bu şehir, doğru planlama ve uzun vadeli vizyonla Marmara Bölgesi’nin örnek kentlerinden biri olabilir. Bunun yolu ise yalnızca yeni projeler açıklamaktan değil; trafik, çevre, altyapı, sosyal yaşam ve ekonomik destek gibi temel sorunlarda kalıcı çözümler üretebilmekten geçiyor.
Yerel yönetimler için en büyük sınav seçim kazanmak değil, şehirde yaşayan insanların günlük hayatını kolaylaştırabilmektir. İnegöl halkı bugün tam da bunu bekliyor: Daha planlı, daha yaşanabilir ve geleceğe güvenle bakan bir şehir.





