Bursa Büyükşehir Meclisi: Tartışmanın Değil, Bursa’nın Meclisi Olmalı
Demokrasi, sadece sandıkta oy vermekle değil; seçilenlerin kendilerine verilen emaneti nasıl taşıdığıyla da ölçülür. Yerel yönetimlerin en önemli karar organlarından biri olan Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclisi de bu anlayışın en somut örneklerinden biridir. Çünkü bu mecliste alınan kararlar doğrudan Bursa’nın yollarını, ulaşımını, altyapısını, çevresini, tarımını, gençlerini, esnafını, sanayisini ve geleceğini ilgilendirir.
Ancak son dönemde Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşanan tartışmalar, karşılıklı sert söylemler, oturumların gerilmesi, meclis üyelerinin salonu terk etmesi ve Bursa’nın gündeminden uzaklaşan siyasi polemikler, kamuoyunda haklı olarak şu soruyu gündeme getiriyor:
Bu meclis Bursa’nın sorunlarını çözmek için mi var, yoksa ulusal siyasetin bir tartışma alanına dönüşmek için mi?
Yerel yönetimlerin temel görevi bellidir. Belediye meclisleri; imar planlarını görüşür, ulaşım yatırımlarını kararlaştırır, bütçeyi denetler, sosyal projeleri değerlendirir, çevreyi koruyacak kararlar alır, kültür ve spor yatırımlarını planlar, kısacası kentin geleceğini şekillendirir.
Bursalı vatandaş sandığa giderken meclis üyelerine “Benim mahallemin yolunu yapın, trafik sorununu çözün, gençlerime iş imkânı oluşturun, çiftçimi destekleyin, çevremi koruyun.” diye yetki verir. Hiç kimse meclisin sürekli ulusal siyasetin sert tartışmalarının yaşandığı bir platform olmasını istemez.
Elbette her mecliste farklı siyasi görüşler olacaktır. Demokrasi zaten farklı düşüncelerin konuşulabildiği rejimin adıdır. Muhalefetin eleştirmesi kadar iktidarın da projelerini savunması doğaldır. Ancak eleştirinin amacı çözüm üretmek olmalı; tartışmanın amacı da hizmeti geliştirmek olmalıdır.
Ne yazık ki son dönemde zaman zaman Bursa’nın gündeminden uzaklaşılarak ülke siyasetindeki gelişmeler üzerinden sert tartışmalar yaşanıyor. Oysa bu konuların konuşulacağı farklı platformlar vardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi ulusal siyasetin merkezidir. Siyasi partilerin genel merkezleri vardır. Televizyon ekranları vardır. Sosyal medya vardır.
Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin önceliği ise Bursa olmalıdır.
Bursa’nın bekleyen onlarca önemli başlığı bulunuyor.
Deprem gerçeğine karşı kentsel dönüşüm…
Artan trafik yükü…
Toplu ulaşımın geliştirilmesi…
Su kaynaklarının korunması…
Tarım alanlarının geleceği…
Sanayinin çevreyle uyumu…
Turizm potansiyelinin değerlendirilmesi…
Gençlerin istihdamı…
Sosyal belediyecilik…
Kültürel mirasın korunması…
Bütün bu başlıklar çözüm beklerken meclis saatlerinin siyasi polemiklerle geçmesi, aslında kaybedilen zamanın Bursa’nın geleceğinden eksilmesi anlamına geliyor.
Bir başka tartışma konusu ise meclis salonunun terk edilmesi.
Peki meclisi terk etmek bir demokratik tepki midir?
Evet, bazı olağanüstü durumlarda protesto amacıyla salonu terk etmek demokratik bir yöntem olarak görülebilir. Ancak bunun sürekli hale gelmesi başka bir sorunu ortaya çıkarır.
Çünkü meclis üyeleri o koltuklarda oturmak için değil, karar almak için seçilir.
Bir meclis üyesinin en temel görevi; itirazını kürsüde dile getirmek, komisyonlarda mücadele etmek, önerge vermek, oylamaya katılmak ve Bursa adına karar süreçlerinde bulunmaktır.
Salon boşaldığında ise karar alma mekanizması zarar görür.
Bu noktada tek taraflı bir değerlendirme yapmak da doğru değildir.
“Kim haklı, kim haksız?” sorusundan önce şu soruyu sormak gerekir:
Meclisi terk etmeye götüren ortam neden oluştu?
Eğer kullanılan dil uzlaştırıcı değilse…
Karşılıklı saygı kaybolmuşsa…
Gündem Bursa’nın dışına taşınmışsa…
Siyasi kutuplaşma hizmet anlayışının önüne geçmişse…
O zaman yalnızca salonu terk edenleri değil, o ortamın oluşmasına katkı sağlayan herkesi sorgulamak gerekir.
Çünkü demokratik siyaset, yalnızca çoğunluğun gücüyle değil; azınlığın söz hakkını koruyabilmesiyle de anlam kazanır. Aynı şekilde muhalefetin görevi de sadece itiraz etmek değil, çözüm üretmek ve yapıcı katkı sunmaktır.
Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde farklı siyasi partiler bulunabilir. Farklı ideolojiler savunulabilir. Sert eleştiriler yapılabilir. Ancak ortak payda değişmemelidir:
Çünkü meclis üyelerinin tamamı farklı partilerden seçilmiş olabilir; ama hepsi aynı şehrin vergileriyle hizmet eden, aynı şehirden yetki alan ve aynı Bursa’nın geleceğinden sorumlu kişilerdir.
Bursalı vatandaş, meclis toplantılarının sonunda kimin daha yüksek sesle konuştuğunu değil; hangi sorunun çözüldüğünü görmek ister.
Yeni bir kavşak yapılmış mı?
Yeni bir metro hattı planlanmış mı?
Çiftçiye yeni destek verilmiş mi?
Gençlere yeni projeler hazırlanmış mı?
Çevre için hangi karar alınmış?
Afet hazırlıkları ne durumda?
Vatandaşın beklentisi budur.
Bugün Bursa’nın ihtiyacı daha fazla tartışma değil; daha fazla uzlaşmadır.
Daha fazla polemik değil; daha fazla proje üretmektir.
Daha fazla siyasi gerilim değil; daha fazla ortak akıldır.
Çünkü Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi, herhangi bir siyasi partinin değil, yaklaşık üç buçuk milyon Bursalının meclisidir.
Unutulmamalıdır ki meclis salonlarında yükselen sesler bir gün unutulur; fakat alınan doğru kararlar yıllarca şehirlerin kaderini değiştirir.
Bursa bunu hak ediyor.
Ve Bursa’nın meclisi de önce Bursa’yı konuştuğu, Bursa için tartıştığı ve en önemlisi Bursa için birlikte çalıştığı ölçüde gerçek anlamına kavuşacaktır.





